Translate

Bumerang - Yazarkafe

28 Mart 2013 Perşembe

S(b)İZ

Kendine kalmak, diri diri gömülmekten farksızdır...

   Onsuz anlamsız olmak gibi, bir cezaya mahkum olduğuna inanmıştı. Sokaklarda, elleri cebinde ve gözleri gözlere temas etmesin diye başı yerde yürüyordu. "Keşke, hepten yalnız olsaydım" diyordu, kimi zaman sesini kontrol edemediği şekilde. Sokaklarda birilerini hele de çift olanları görmeye katlanamıyordu.
   Onu sadece onunla olan anları düşünüyor; kimi an gülümsüyor kimi zaman kaybettiklerine sinirleniyordu. Kendisiydi her şeyin suçlusu; öyle ya kadın: "biz sevgili olamayız, bundan şüphe etmemeni istiyorum" demişti. O gece birlikte olmuşlardı olmasına ama sabah kadın; " uyandınız mı?" diyerek yine adamı "siz" diye olması gereken yerine geri itmişti. Her ne kadar anlamasa da yine kadına uzaklaşmış, arada ki mesafeyi korumuşlardı, aslında mesafeyi azaltıp arttıran kadındı.
   Bir insan bir insandan arta kalan olabilir miydi? Bir insanı bir diğerine ilişik yaratmış olmamalıydı; yaradan. Hayat ne anlam ifade ederdi, kimin hayatıydı yaşananlar. Kadının hayatına iliştirilmiş müsvette gibiydi, adam. Kurtulmak mümkünsüzdü, bağımsızlıksa ölüm. Ne kurtulmak istiyordu ne de onsuz yaşlanmaya tahammül edebilirdi.
   "siz" demişti kadın, "siz" yani biz olmadık, olamayız demekti, direk söylemişti; şimdi altını çiziyordu. Sevişmiş olmak bir şey değildi, ruhumu sana teslim etmedim demek istiyordu.
   Bedeni ve ruhunu esir almış kadın; bedenini kısa vadede sunup vazgeçmiş ruhunu sızdırmamıştı. İliklerine işlemiş kadının ruhu kime aitti, biri var mıydı sahibi. Bu canını sıkıyordu adamın, öyle böyle değildi; boğmaca krizindeki nöbet misali gırtlağını yırta yırta öfke kusturuyordu kendi varlığına.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder